TESADÜFLERDEN FAYDALANIN

Dell herkesin kollarını sıvayıp şahsen işe giriştiği bir şirket. Otuz milyar dolarlık bir şirket olabiliriz, ancak kendim de dahil olmak üzere bütün yönetim ekibimiz her gün işimizin detayları ile iç içe yaşarız. Aslında başarılı olmamızı da buna borçluyuz: Yönetici olarak, oturup kağıt üzerinde konuşmak ve bize rapor verenlerin ne yaptığını incelemek yetmez. Sıkça müşterilerle konuşur ve şirketimizin deneyimi ile beyin gücünün gerçek kaynağına vakıf olmak için ürünler, tedarik ve teknoloji konulu çalışma toplantılarına gireriz.

Neden mi uğraşalım? Bu kesinlikle çalışanlarımız ile yakınlaşmanın yollarından biridir. Ama hepsi bundan ibaret değil. İşe günlük rutin düzeyinde katılmamız Dell’in en kritik rekabet avantajlarından birini, yani hızı, yaratma ve koruma imkânı verir. Bu durumda, “detaylarla haşır neşir olmak” hızlı karar verebilmemizi sağlar, çünkü neler olup bittiğini biliriz.

Örneğin, bir sorun çıktığında, araştırma yapmamıza ya da mevzunun ne olduğunu anlamak için birini görevlendirmemize gerek kalmaz. Çoğunlukla bütün bilgi avucumuzun içinde olduğundan, doğru kişileri bir odaya toplayarak, kararı verir ve ilerleyebiliriz -süratle. Bugünlerde işler bir karar üzerinde oyalanarak zaman kaybedemeyeceğimiz kadar hızlı gidiyor. Her ne kadar daima doğru kararı vermeye uğraşsak da, yüzde 100 doğrusuna karar vermek için iki yıl geç kalmaktansa, ilk olmak adına yanlış yapma riskini göze almanın daha iyi olduğuna inanıyorum.

Veriler olmadan en hızlı veya en doğru kararları vermek mümkün değil. Rekabet avantajının anahtarı bilgi. Ama veriler sizi ziyaret etmek için Ofisinize uğramaz. Sizin çıkıp onları aramanız gerekir.

Ben bunu ortalarda dolanarak yapıyorum.

Görüşmelerimin planlanmasından hoşlanmıyorum; geribildirimin anekdotlar halinde yapılmasını istiyorum. Anında yapılmış yorumlar duymak istiyorum. Birinin yaşlı bir hanıma ilk kez bilgisayar açmayı öğrettiğine rastlamak istiyorum. Müşterilerden birinin sorduğu soru karşısında afallayan birisiyle karşılaşmak ve mümkünse yanıtlamasına yardım etmek istiyorum. Bu deneyimi yaşamak istiyorum; çünkü çalışanlarımızın günleri böyle geçiyor ve bu bana müşterilerimizle çalışanlarımız adına en iyi kararları vermek için gerekli bilgiyi sağlıyor.

Bazı günler merkez binamızda bulunurum, bazen de diğer tesislerimize giderim. Fabrikada çalışanlarla konuşmak ve orada gerçekten neler olduğunu görmek için tesislere habersiz uğrayıveririm. Ayda iki üç kez çalışanların öğlen yemeklerine katılır, şirketin her kademesinden kişilerle birlikte olurum. Bir üretim toplantısında oturup, “İşte bunlar yeni ürünlerimiz, satış elemanlarımız bunları satacak,” demek kolaydır. Ama gerçek hiç de böyle olmayabilir. Bu yüzden de herkesin sandviçini alıp geldiği öğlen yemeklerinde satış gücünün söylediklerini dinlerim. İnsanların her gün nelerle uğraştığını öğrenmek için harika bir yoldur bu; fikirlerin ve çözümlerin paylaşılması için de çok iyi bir platform sağlar.

Plansız görüşmelerden öğrenecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Bir müşteriden diğerine giderken müşteri temsilcisine arabasında eşlik edebilirim. Neler olup bittiğini anlamak için çok iyi bir fırsattır bu. “Müşterilerin sana neler söylüyor? Sence şirketin ürünleri nasıl gidiyor? Rekabetçi pazarda neler görüyorsun? Karşımızdaki en büyük sorunlar neler? Senin başarını tehdit eden unsurlar nedir? Şirket sana nasıl daha fazla destek verebilir?” gibi sorular sorarım. Çalışanlarımızın motivasyonunu ve hedef odağımızı korumak için nitel veriler de nicel veriler kadar önem taşır.

İnsanların hakkımızda ne düşündüklerini anlamak için dışarıda da dolanırım. Web’de kimse benim CEO olduğumu bilmiyor. Gerçek kullanıcıların Dell ve rakiplerimiz hakkında konuştuğu sohbet odalarına girerim. Aldıkları ürünleri, memnun olduklarım ve olmadıklarını anlatırken neler söylediklerini dinlerim. Bu öğrenmek için muazzam bir fırsattır.

Bir gözüm elimizden geldiği kadar rekabetçi olmak üstündeyken, amaçlarımdan biri de dış dünyadan mümkün olduğu kadar fazla bilgiyi Dell’e getirmektir. Şirketiniz durmaksızın büyürken ve sizin işiniz de giderek daha karmaşık bir hal alırken, zamanınızın çoğunu kendi kendirıize konuşarak harcama riskiniz artar. Bu tehlikeli bir şeydir. Rekabet gücümüzü korumak için kendimizi hep müşterilerin söylediklerine, piyasamızın konuştuklarına ve etrafımızda olup bitenlere yönlendirmemiz gerekir.

Keşke Dell’deki herkesle eskiden olduğu gibi sohbet etmem mümkün olsaydı. Fakat bu sohbetlerin sayısını şirketin büyümesi ile paralel artırmamn imkânı yok. Bin çalışanı olan bir şirket 25.000 kişiyle çalışmaya başladığında, bir çalışanı görme olasılığımın 25 kat azaldığını matematik de basitçe gösteriyor.

Ama bu 25 kat daha az umursadığım anlamına gelmiyor. Tam tersine, ilk gerçek ofisimizde dirsek dirseğe çalıştığımız zamanlardaki yakın ilişkiyi özlüyorum. Yine de, daha büyük bir kuruluşta da çalışanlarınız ile aranızdaki mesafeyi daraltmak ve rekabet avantajının kaynaklarından biri olan süratli ve esnek kültürü geliştirmek için yapılabilecek şeyler bulduk:

– Çalışanlarınızı ortak bir hedef çevresinde harekete geçirin. Onlara hakiki, özel ve önemli bir şeyin parçası olduklarını hissettirirseniz, gerçek tutku ve sadakat hissi yaratırsınız.

– İşe alımlarınızı oyun başlamadan önce yaparak ve taahhütlerinizi çalışanlarınıza anlatarak uzun vadeli ortak hedeflere yatırım yapın.

– Yetenek avını insan kaynaklarına bırakmayın ya da gizlendikleri sandığın içinde öylece beklemelerine izin vermeyin. Bugünün ekonomisinde, yetenek fazla bulunan bir şey değil.

– Kişisel gelişim konusunda kararlı olun. Başarı durağan bir şey değildir kültürünüzün de öyle olmaması gerekir. En iyi elemanlarımızın başardıkları şeylere dikkat edin ve ustalığı ödüllendiren bir altyapı kurun. En yetenekli insanları elinizde tutmanın en iyi yollarından biri, görevlerinin de kendileriyle birlikte değişmesine imkân tanımaktır. Bazen sorumluluklarını azaltmak onların yeni fırsatların peşine düşmelerini ve genişlemelerini sağlar elbette sizin işiniz de onlarla birlikte genişler.

– Katılın. Satış ziyaretlerine gidemeseniz ya da toplantılara uğrayamasanız bile, organizasyonun her kademesindeki kişilerle teması koparmamak için e-posta ya da Internet’i kullanın, özellikle de arzu ettiğiniz kadar sık göremediğiniz kadar uzaktakiler söz konusu olduğunda. Bunu size gerçek zamanda tepki verme olanağı sağlayan, gerçek insanlarla, gerçek bilgilerle bir arada olmanın bir yolu olarak düşünün.

Dışarıdaki dünya ile bağlantıda olmak size farkındalık sağlar. En değerli varlığınız olan çalışanlarla bağlantıda olmak ise, işinizin ve çalışanlarınızın sağlıklı ve güçlü olmalarını sağlamanın yoludur.

Bir sonraki adım, bu yeteneği rekabet avantajı haline getirmektir.